MY LIBRARY — TOM GAULD

ıvır zıvır DNA

Ne şimdi bu yazı? Nereden çıktı? Neyle ilgili?

Öncelikle bir yazı, harfleri diziyorsun oluyor bir şekilde, anlam yüklemedim. Çıktı işte çıkıyor öyle, olur öyle.

Gerekli miydi? Sorgulamadım sanırım, yazdıktan sonra ortaya çıkanla anlam kazanır belki çok da önemli değil (bu da bir anlam şeysi kurtulamıyorus metaforlardan).

Neyle ilgili?

Öncelikle anlamaya çalıştığım bir konu ile ilgili, birtakım analojiler üzerinden yürüdüğü kararına vardığım tartışmalar ile ilgili. Genom organizasyonu ve bu organizasyonu oluşturan elementlerin (bileşen anlamında) etkileşimiyle, yine bu elementlere görev, anlam biçmeyle ilgili, olmazsa olmazımız kategorileştirmeyle ve tanımları keskinlikle yapma tiranlığımızla, aralık payı bırakmamızla, geçişleri hesaba katmamamızla ilgili. İşinize yarayacaksa iyi bir bahane olarak sizden çoğunlukla bir yiyecekmişsiniz gibi bahseden ve “benimle de ilgili mi?” diye soran arkadaşlarınızla da ilgili, güvendesinis yani.

futbol ne kadar masumsa ben de en as o kadar

Şekil 1. [buraya şekil açıklaması gelecek, futbol, koruma vs. temalı olabilir]. 

1963 yılında oldukça popüler* olan junk DNA kullanımı (Ehret, 1963), Ohno (1972) tarafından düzenlendi. Ohno’yu takiben aynı yıl Hunt (1972) ve Comings (1972) de junk DNA tanımına gittiler. Graur (2014)‘un belirttiğine göre Comings, tanımın kökeni için Ohno’yu işaret ederken, Tim Hunt’un işaret ettiği isimler ise Francis Crick ve/veya Sydney Brenner.

Ohno, (1972) “Doğanın geçmiş deneyimlerindeki başarıları kadar hataları da genomumuzda ihtiva edilecektir” derken kollektif bir hafıza bilincin gerekliliğine işaret etmiş Hunt, (1972) ise “daha önceki gen ve mesaj tanımlarına uymayan büyük miktardaki nükleik asitler çekirdek dışına çıkamazlar” şeklinde bir tanıma giderek cumhurbaşkanlığı seçimi için söylemlerini belirlemiş olurlar konuya dair ilk sayılabilecek yazılı tanımları ilgimize sunmuşlardır.

1972′den 2001 yılına gelindiğinde İnsan Genom Procesi’nin ilgimise sunulmasıyla birlikte -ki o proceye dair çocukluğumdan hatırladığım tekşey tekerleyin keşfi kadar önemli olduğu analocisiydi- genom organizasyonuna dair bazı sayısal veriler yayınlandı;

Okumaya devam et

5bd0391b47eeb5719e54954edb2e5d2014bac0b1_m

apoz radyosu sayntifik cörnıl kusagi

apos sayfası radyo yayıncın-ıs apoz veled siz dar burunlu hominid-ler -ile- gös ucuyla ‘güney sap gözlü -iensi’ avlamaca oynayacağıs bunu bi düşün-ün. bunu bi düşünün çünkü. noktadan sonra gelen çünkü adına heyhat! diyorum ki sayntifik cörnıllar sadece gafil avlanabilir ve size sadece bir akciğerli balığın atabileceyi gibi bir bakış fırlatır -nediyorumbenyahu-, DNA’ dan beri böyledir bu -bindokuzyüzelliiki- eksi -binaltıyüzelliiki- . Dante deyil. anlamaya çalış

güney sap gözlü -iensi ‘ sayntifik cörnıl kusayı vol1.

yayını tim mitchinle açıyorum, temamıs ENCODE.


artistik foto ve ipad neyim şeysi neyçır‘ dan, şu da sevdiyim bi linkimis gös ucuyla şu abiyi twettre’ den , ed yong reyis

poster ve kapanış. 1. kapanış sonrası edit; şu da eklendi.

 

01-bag

gecenin bir yarısı twitter da beni göz ucuyla gafil avlayan karikatür ve yansımaları.

karikatüre tıklayabiliyosunus teknoloci gelişti o kadar, hem kaynak yazmam da gerekmes.

Bu gece (sabah oldu gerçi) twitter’ da Jerry Coyne’ nin ‘deniz yıldızları, türleşme (allo, sim vs.), genetik sürüklenme, seçilim ve evrim hızı‘ temalı olduğunu düşündüğüm ( kabaca tarif ettim sonra vay efendim o öyle deyildiyle gelmeyin bana ) bloğundaki metni rt lemekle oyalanırken (kısaca sürterken ve o nedemekse) birden gözüme bu karikatürün tweeti çarptı, önce çok önemsemedim sonrası malum zaten.

Karikatürdeki diyalog birden çok tanıdık geldi, evrimçalışkanları tarafından Türkçeleştirilen Dawkins’ in The Greatest Show on Earth: The Evidence for Evolution başlıklı kitabının ilk, (yani) SADECE BİR TEORİ ? başlıklı bölümü, yine şanslıyıs ki kitabın tam da bu kısmını evrimçalışkanları, Tadımlık (tadında, onedemekse) ya da tadımlık niyetine diyeyim, ilgimise sunmuşlar. Geriye kurduyum analocinin meraklısı için ilgisine sunduğum linklere tıklamak kalıyor olmalı (ya da siktir edip twitter’ dan beni takip de edebilirsiniz adresimi zaten biliyor olmalısınız) ya da bunu siktir edip canınız ne istiyosa onu yapın. -bananeyse-

ha birde birisi karikatürü babasının hayrına Türkçeleştirse çok makbule geçecek gibi. -benyaparımdaişbanakalmasın-

bir de hatalıysam yorumla falan bildirebilirsiniz dicem ama yazıyı yoruma kaparım büyük ihtimal en iyisi bu seçeneyi gös ardı edelim.

Okumaya devam et

bank

bankamatik

para, kredi kartı, bankamatik

Orta büyüklükteki dünyalardan birinde evrimleşmiş karbon kökenli bipedal yaşam formu olan insaymunların soyundan gelen apos, bankamatiğe gitti.

Benim ilgime sunulan bankamatik sadece kendi bankasına dair kartlarda para veriyordu, ancak diğer bankaların kartlarında şifre değişikliği gibi bazı işlemleri yapmanıza olanak sağlıyordu.

Bazı atm’ lerde ise, tüm bankaların bankamatiği yazar,

prensip basittir, her müşteriye özel 16 haneli bir kimlik numarasının bulunduğu bir kredi kartı verilir (actg anolocisi) bu 16 hane içerisindeki rakamların kombinasyonu, sana özel bir deyerdir ve bu deyer sayesinde atıyorum maaşın yattıysa onu çekersin vs.

bugün para çekmek için bankamatiğin yolunu tuttum -otobüsten indim, köprü tırmandım, yürüdüm ve en yakın atm’ ye yöneldim vs.- sonra şu oldu, mallığımdan kaynaklı olsa gerek başka bir bankanın kartını sokup işlem yapmaya çalıştım -tabii farkında deyilim o sıra-

dedim ki; sanırım bu atm’ de para yok şu an, dolayısıyla para çekme mönüsünü göremiyorum diyerine gideyim,

hava sıcak, elbiselerim iklime uygun değil, ve izlediyim yollarda tekerlenkli araçlar fink atıyor neyse bu sefer aşağıdaki köprüye yürüdüm, tırmandım -merdivenleri çığktım yani- yürüdüm,

 

 

diyer atm ye vardım, tekrar diyer bankanın kartını takıyordum ki, dank etti. Hay dedim kafamı sikim,

sonracııma bankanın kendi kartını taktım ama henüs param yatmamıştı büyük ihtimal akşam yatacaktı, o uyuzlukla tekrar köprünün yolunu tuttum karşıya geçtim ve istikamet yuva.

analociyi bağlayaçak olursak eyer, rizalt kısmında, ortank bir para birimi üzerinden (dieney diyelim ya da genel anlamda atp bu analoci için seçilir) çeşitlenen farklı tabelada bankalar (ana yapı aynı, bauplan yani, ya da tikel bir temanın önemsiz çeşitlenmeleri vs.) hepsi aynı birimi kabul ediyor -para-, farklı kartlar ile paraya ulaşma seçeneyin azalabiliyor da, değişmeyebiliyor da, ve işlem yapmanıs için biğr süreç içerisindesinis, vs.

nereye bağlicam, nathing, umrumda da deyil,

yoruldum, mallık yaptım, şu an yatıyorum ve uyumadan önce bla bla bla..

araya sıkıştırdıyım alıntıların kaynakçasını bir ara yasarım. şimdilik revü kızlarıyla aman şu görsellerle idare edin,

cropped-plostree.gif

Türlü-eşme

aramısda sentaurların varlıyını kanıtlama gereyi duyan olduğunu sanmıyore beğn

tüğr, türleşme, bilim, evrim, evrin teyorisi, sayntifik cörnıllar, bilim insanları, bilimsel cargon, terminoloci, çerçeve et cetera,

analoci

&

şu an yediyim çikolata -diya’ dan aldım 100 gr tablet-

neyse

üç tip çiko satılıyo

Türkçe altyazı seçeneği ile

//

Tablet beyaz, Tablet sütlü, Tablet bitter 

üç kategori üç farnklı çiko ilgimise sunulan 3 tip

peki ya ilgimise 1652 tip sunulsaydı nasıl olurdu

beyaz1, beyaz2 … beyas 34-sütlü1 arası, beyas 67sütlü1 arası, aralık … aralık, et cetera et cetera

bu olmadı şöyle deneyelim bi de; yüsde bilmem kaç kakaolu bitter ve ayrı bi bitter ya da fıstıklı bitter, fıstıklı sütlü,

devam ediyorus

yüsde 13 kakaolu bitter, yüsde 27 kakaolu bitter … yüsde 89 kakaolu bitter, bitter

aslında keskin sınırlarla çikolataları ayırmak pek de kullanışlı bir yöntem deyil gibi -tip faslaysa-

tek marka çikolatanın eyer üç tipi sunuluyorsa aralarında keskin sınırlar vağrmışcasına tiranlık yapabilir oluyorus

oysa ilgimise 1652 tip sunulsaydı o saman tercih edebileceyimis 1649 ara form, 3 tip de eyer ısrarlıysak çerçeve (beyas, sütlü ve bitter dediyimis form) olacaydı -hesap yannış olabilir-

kendi başına biğr tür tablet çikolata kendi zaman ve mekan süğrecidne hem aralarda bi form

hem de modern bir tür

kesin sınırlar yok, dönüşüm, esneklik, belirsislik var

                                                 

                                           

1652 foğrm düşünün -ilerleme mitosu içermeyecek tabii fantesimis- bir yerden sonra çikolataları adlandırmak gereksis bir uğraş haline gelecektir, üç beş ilgimise sunulanı -tüğrlerin yüsde 95 inden faslasının tükenmiş olduyuna atıfta bulunarak- kesin çerçeveler içerisinde adlandırma tiranlığımısda  kaybolacak çikolata yemenin keyfine varacayıs -ne alakaysa-

beyaz

Şeker, kakao yağı, yağlı süt tozu, yağsıs süt tozu, emülgatör, doğala özdeş aroma,. Süt kuru madde miktarı mm %14,

sütlü

Şeker, yağlı, süt tozu, kakao yağı, kakao kütlesi, yağsız süt tozu, emülgatör,

son sös, kaynakça ve kapanış

hepimis kakao dan yapılmışıs sadece pişiriliş şeklimis ve baharatımıs farklı

bknz. hox genleri, homeobox dizisi, transkripsiyon faktörleri vs.

Endnotes

R. Dawkins, “The Ancestor’ s Tale”, The Salamander’s Tale 252-256.

R.Dawkins, “The Ancestor’s Tale”, The Grasshopper’s Tale 331-342.

centaur analocisi E. Sober, Philosophy of Biology, sayfayı unuttum

baharat analocisi -aşağıda-

çikolata yemekten has al kesinlik içermeyen kısım S. J. Gould, “Ever Since Darwin”,

Ernst Mayr, distinguished elder statesman of twentieth-century evolution, has blamed the delusion of discontinuity — under its philosophical name of Essentialism — as the main reason why evolutionary understanding came so late in human history. Plato, whose philosophy can be seen as the inspiration for Essentialism, believed that actual things are imperfect versions of an ideal archetype of their kind. Hanging somewhere in ideal space is an essential, perfect rabbit, which bears the same relation to a real rabbit as a mathematician’s perfect circle bears to a circle drawn in the dust. To this day many people are deeply imbued with the idea that sheep are sheep and goats are goats, and no species can ever give rise to another because to do so they’d have to change their ‘essence’.

There is no such thing as essence.

The barrier would not come suddenly. There would never be a generation in which it made sense to say of an individual that he is Homo sapiens but his parents are Homo erectus. You can think of it as a paradox if you like, but there is no reason to think that any child was ever a member of a different species from its parents, even though the daisy chain of parents and children stretches back from humans to fish and beyond. Actually it isn’t paradoxical to anybody but a dyed-in-the-wool essentialist. It is no more paradoxical than the statement that there is never a moment when a growing child ceases to be short and becomes tall. Or a kettle ceases to be cold and becomes hot. The legal mind may find it necessary to impose a barrier between childhood and majority — the stroke of midnight on the eighteenth birthday, or whenever it is. But anyone can see that it is a (necessary for some purposes) fiction. If only more people could see that the same applies to when, say, a developing embryo becomes ‘human’.

The Salamander’s Tale

toggle_switch_1

kek

Bu kitap tıka basa özgün fikirlerle doludur der Ridley, ‘cinsellik ve insan doğasının evrimi‘ üzerine yazdığı o etkileyici kitabında, (evet) bu yazı da tıka basa özgün fikirlerle doludur (ve yine Ridley’ in belirttiği gibi) çok azı bana aittir. Bu metni ilginise sunarken ‘buluşlarını dünyaya anlatamayacak denli meşgul insanların zihinlerini yağmalayan entellektüel eser hırsızları gibi hissetmeye alış‘ -tım diyebilirim. Tesellim ise, ‘rolümü diğer insanların araştırmalarını birer yama gibi bir araya getirip bunları yorgana dönüştürmek olmuştur‘ diyen Ridley’ e (açılışı da Ridley’ den yaptık hadi bakalım) kendimi yakın hissetmem (ya da züğürt tesellisi diyelim). Okumaya devam et

esq_5.jpg

çamur zıpzıpı – nın hikayesini yazmaya çalışıyorum – iki

Bir aksam ışınlandım Laetoli’ye, Ao, Aki ve zıpzıp’la birlikte.                                                         

Aki, Ao’nun kalbini çaldı. Bana da zıpzıp’ın bacagi kaldi. [1]

 o bir kuş hayır o bir uçak hayır hayır o bir çamur zıpzıpı,  problem?

 

Tanzanya’ da bulunan ünlü ‘Laetoli ayak izleri’ nden, insangillerin dik yürümeyi gerçekleştirebildiğine atıfda bulunmaya çalıştıysam da, süreç içerisinde zıpzıpın tarihsel anlatısını homo sapiens’ e yöneltmemeye özen göstereceğim. Zira bunu yapmanın diğer modern türlere

sözgelişi Octopus vulgaris, Panthera leo ya da Sequoia sempervirens-

yöneltmekten daha anlamlı bir hareket olmayacağını savunan görüşü değerli buluyorum. 1843′ te Miguasha’ daki Devoniyen balıklarının fosilleri bize, yaklaşık 384 milyon yıl öncesinin; dönemin çamur ve kum çökelleri içinde yassılaşmış ama genellikle iyi korunmuş, neredeyse eksiksiz kalıntılar içerisinden -pod salladığını hatta bunu yaparken deyim yerindeyse, ‘bir omurgalı sınıfı ile diğeri arasındaki aralığı atlayıp ilk ikiyaşayışlılar haline gel’ diklerini gösteriyor. Görünene göz ucuyla gafil avlanmamalı zira;

“Aralık”, geri görüşten kaynaklanır. O sırada aralığı andıran bir şey yoktu ve şimdi tanıyıp kabul ettiğimiz “sınıflar”, o günlerde iki türden daha fazla birbirinden ayrı değillerdi” evrimin yaptığı şey aralıkları atlamak değildi.

türlerin bu tarihsel sürecini

 “Yaşamın açıkca ilk başarısı olarak gördüğü uçma yeteneğiyle gurur duyan tarihsel kafalı bir çobanaldatan kuşu,”

ya da Steven Pinker’ ın da bir fantezisini de temel alarak,

” filler tarih yazabilseydi, tapirleri, fil fareleri, fok balıklarını ve hortumlu maymunları, evrimin ana yolunda ilk becereksiz adımları atan ama her biri –bir nedenle- tam başaramayan geçici acemiler olarak betimleyebilirdi. ”

“Hem çok yakın hem çok uzak. Fil astronomlar, başka bir dünyada burun engelini aşıp, tam hortum-buruna nihai sıçrayışı yapabilen yabancı yaşam biçimlerinin var olup olmadığını merak edebilirlerdi.”

 bilimsel anlayış için daha az insan odaklı bir doğal dünya görüşüne ihtiyacımız olduğunu iddia edebiliriz.

yine

 kuşların seyri, yarasaların sonarı, somonun güdümü, som balığının rotasını tayini veya bir sineğin uçuşu. [2] 

bizi gafil avlayabilir bu durumda yardımımıza Stephan Jay Gould’ un bir alıntısı koşar;

‘evrimin kanıtını kusursuzlukta aramak kötünün de kötüsü bir yöntemdir, kusurlu, komik, saçma sapan canlılara bakın onlar tarihsel kalıntıların bireşimidir.’ [3]


Devoniyen’ in Resif Sakinleri 

GOGO, CANNING HAVZASI, BATI AVUSTRALYA


O zamanki enlem 15 derece Güney
Şimdiki enlem 17 derece Güney
Deniz Yüzeyi Yüksek
Orjinal Ortam. yaklaşık 100 m derinlikteki resif içi çanak

Çökeller çamur ve kum

Durumu Batı Avustralya’ nın kuzeyindeki Canning Havzası’ nda iyice açığa çıkmış kireçli resifler. 

Korunanlar: karbonatlı yumrularda korunmuş, uzun süreli bir kimyasal hazırlık aşaması gerektiren üç boyutlu fosiller

Doktor ile birlikte TARDIS’ e atlayıp DNA’nın bize işaret ettiği Sydney’in aman zıpzıpın tarihsel kuzenlerinin bacağına, ayh! kalbine doğru yol alırken tarih ayarlamamızı 384 myö’ sinin Batı Avustralya’ sına sabitliyoruz. -onedemekse- TARDIS ilk bilgileri ilgimize sunmaya başladı bile;

The origami analogy fits early embryology better than late
TARDIS blueprint
["...On this planet, embryos follow recipes. Or, to change to another equally
un-blueprint-like analogy, which is in some ways more apt than the recipe:
embryos construct themselves by following a sequence of origami folding
instructions..."] fruit fly

Okumaya devam et

10170932_10152323853544687_760542397928810291_n.jpg

Bir problem çözme süreci başarısızlığı [stuck on formattıng /data...]

3 gün önce -daha önce hiç root olmamış- tabletimin [Nexus 7] “Ayarlar” menüsünden “Yedekle ve Sil” seçeneğini işaretleyip “fabrika ayarlarına” döndürmeye karar verdim. Ertesinde “Siliniyor…” uyarısı veren ve yaklaşık 3 gündür 40 saatten fazla çalıştırdığım hâlde sonuçlanmayan bir işlemle muhatap kaldım. Ana ekranda bir değişikliğe ancak Güç (Power) düğmesi ve ses açma (volume up) tuşlarına aynı anda kısa süreli basıp bıraktığımda ekranın durması (pause) ve “Formatting/ data…” uyarısı şeklinde gidiliyor. O günden bu yana pek alışkanlığım olmamasına rağmen soluğu android işletim sistemi hakkında bilgi alabileceğim forumlarda aldım. Önce derdimi Türkçe anlatabileceğim bir forumda ilgili olduğunu düşündüğüm bir başlığa aktararak yazmaya karar verdim. Forumdaki bir üye oldukça ilgi gösterdi ve konuyu İngilizce olarak Türkiye dışarısında hizmet veren forumlara taşırsak daha iyi sonuç alabileceğimiz önerisini sundu. Ben de o ana kadar kendimce Youtube’dan bu soruna benzer sorunlar yaşayanların çekmiş olabileceğini düşündüğüm videolar izleyerek geçirmiştim ama pek başarılı olmamıştı uğraşım. Sanırım oldukça nadir rastlanan bir durum zira Youtube’da sonuca ulaşamadım. Arama motorlarını kullanarak benzer sorunu yaşayan birkaç kişi ancak bulabildik ve onlardan birisinde benzer sorun söylediğine göre 45 dk içerisinde kendiliğinden çözülürken diğerinde herhangi bir geri dönüş olmamış sorun ile ilgili (ilgili linkleri ekledim).

Yarın, gözüm gibi sakındığım çizilmesin diye sarı bezlere sardığım Nexus 7′ımı yetkili servise kargolayacağım. Hata’nın kayıtlara geçmesi benzer sorunu yaşayanlar ve yaşayacak olanların kendisini yalnız hissetmemesi için bu yazıyı yazmaya karar verdim.   

Üç gündür tabletsiz dolaşıyorum elim hep ceketimin cebine gidiyor ya da bilgisayar başından kalktığım zamanlarda hep arıyorum ama nafile iyi bir ihtiyaç yaratmış bende bu cihaz. 

Ha… diyeceksiniz ki telefondan da yapabilirsin birçok şeyi, mobil olabilirsin her türlü vs. Değil, ben akıllı telefon (smart phone) olayını ucuza ve kendimce daha işlevsel hâle getirebilmek için “e-akıl, e-hafıza vs.” olarak “tablet” alıp çok da konuşmadığım telefonumu yenilemedim. Hatta eski telefonum bozulup telefon kullanmaktan vazgeçiyordum ki arkadaşım eski telefonunu bana hediye edip saçmalama falan dedi. Neyse yoruldum konu ilgi çekici değil farkındayım;

ama 3 gündür kendisini gösteren bir “problem, bu problemin problem olduğuna gözlemlerim sonucunda karar vermem, problemin çözümü için araştırma, edindiğim bilgilerle tablet üzerinde tuş kombinasyonları (hardreset, bootloader vs.) deneme, sonuç alamama/başarısızlık, elde ettiğim bilgileri tekrar gözden geçirme bir bilen ile yazışma isteği ve başka bilenler ile iletişim/etkileşim kurmayı tekrar tekrar deneme gibi süreçlerin sonunda elimden geleni yaptığıma karar verip teknik servise yollama süreci. Şimdi teoride maksimum 20 gün içerisinde elime geçmesi gereken bir tamir sürecinden geçecek cihaz (büyük ihtimalle yarından itibaren). Süreci ve sonucu paylaşacağım. 

Şu anda 3 gündür bişeyleri başaramaya başaramaya edindiğim birkısım bilgiler var çoğu benim cihazda işlevsel olarak kendini gösteremese de üzerine biraz daha düşsem bir beceri olarak kendime ekleyebileceğim bişeye dönüşmesi muhtemel ama yoruldum zaten sonucu da bilimsel yönteme bağlamaya çalışarak iyice uzattım. 

Bu arada tabletimin bozulduğunu duymayan bir Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası kalmıştır onları da saygıyla selamlıyorum.

Benzer sorunu yaşayanlar
  1. Tried to reset data but nexus is stock on formatting data
  2. stuck on “formatting /data..”
  3. stuck at formatting data 
Sorunu çözme girişimlerim/iz
  1. Türkçe içerikli forum sitesindeki yazışmalarım
  2. sorunumuza derman olabileceğini düşündüğümüz İngilizce içerikli bir forum sitesine açtığımız başlık (henüz geridönüş sağlanmadı).
10356459_484930971636321_1155551241_n10357982_484930964969655_83108524_n

10357982_484930978302987_1499576701_n

copy-cropped-tumblr_kt4bcwe5po1qzt4vjo1_500.jpg

tırmık değil kürek – reynolds sayıları

tırmık değil kürek - reynolds sayıları

düşük Reynolds Sayıları dünyasında kıllı üyelere sahipseniz su bir tırmıkta olduğu gibi aralarından değil size kürek muamelesi yaparak etrafından dolaşacaktır. Bu boyutta kayarak durmak yoktur der ilgili kitap itme gücü biterse durursunuz, o kadar. Rizalt : küçüklerin dünyasında sürtünme daha acımasızdır. -viskosite style

nz060

Family Guy aman Family Hox

analociden has etmem ama kendi analocimse bakarıs kuşağında şimdi

family guy temalı -ki- islemekten vazgeçeli oluyor bi 1652 yıl ve eğn son ugly americans dı islediyim, neyse aileler arasında -analoci yapacayım hazır- bisi DNA deyimiyle göz ucuyla gafil avlayan- ayilelere ışık tutacayıs.

sanıyore beğn insekt liginde 35 takım vağr ve buğnlar arasında 2012′ nin ‘hox’ yani geleçek vaadeden futbolcu (daha doğrusu scout verileri) dağılımı bi kaç gün önce plos da 8 takımda izole olduyu yönünde,

Hymonoptera takımında yüsde 61 (ptera / kanat demekti sanırım, hymen de zağr olsa,) Zarkanatlı takımı

Diptera takımında yüsde 22, (yine sanırım ptera/kanat, di- de ikiğ vesaire etc. et cetera.)

bu ligde sahaya dizilişte sporcuların mefkilerinden bazıları şöyle

lab, pb,  ftz, Antp, Scr, abd-a, Abd-B, Dfd, and Ubx

diğer pozişınlar;

radical fringe, even-skipped, fushi tarazu, bunchback, Krüppel, giant, engrailed, knirps, windbeutel, cactus, huckebein, serpent, gurken, oskar ve tailless

01-bag

speciesist

postumusa biğr mektupla bağşlıyorus

“Sir,

You appeal for money to save the gorillas. Very laudable, no doubt. But it doesn’t seem to have occurred to you that there are thousands of human children suffering on the very same continent of Africa. There’ll be time enough to worry about gorillas when we’ve taken care of every last one of the kiddies. Let’s get our priorities right, please!”

kışkırtıcı, sert

fağrklı bir edişınını şöyle imecın edeğlim,

“Sir.

You appeal for money to save the gorillas. Very laudable, no doubt. But it doesn’t seem to have occurred to you that there are thousands of aardvarks suffering on the very same continent of Africa. There’ll be time enough to worry about gorillas when we’ve saved every last one of the aardvarks. Let’s get our priorities right, please’.”

Steven Pinker² ın fil, E.O. Wilson reyisin karınca fantezisinden soğnra şimdi de karıncayiyen fantezisi ile 

devam ediyorus

 “But tie the label Homo sapiens even to a tiny piece of insensible, embryonic tissue, and its life suddenly leaps to infinite, uncomputable value.

We’d all agree that a six-foot woman is tall, and a five-foot woman is not. Words like ‘tall’ and ‘short’ tempt us to force the world into qualitative classes, but this doesn’t mean that the world really is discontinuously distributed. Were you to tell me that a woman is five feet nine inches tall, and ask me to decide whether she should therefore be called tall or not, I’d shrug and say, ‘She’s five foot nine, doesn’t that tell you what you need to know?’ But the discontinuous mind, to caricature it a little, would go to court to decide (probably at great expense) whether the woman was tall or short. Indeed, I hardly need to say caricature. For years. South African courts have done a brisk trade adjudicating whether particular individuals of mixed parentage count as white, black or ‘coloured’.

hemen araya kondom konusunu da kağrıştıralığm, 

devam ediyorus 2;

Self-styled ‘pro-lifers’, and others that indulge in footling debates about exactly when in its development a foetus ‘becomes human’, exhibit the same discontinuous mentality. It is no use telling these people that, depending upon the human characteristics that interest you, a foetus can be ‘half human’ or ‘a hundredth human’. ‘Human’, to the discontinuous mind, is an absolutist concept. There can be no half measures. And from this flows much evil.”

erkeğn kapanış ve alığntı kaynayı 

ile birliğkte daha bağlantılı karikatüğr 

  1. A devil’s chaplain : reflections on hope, lies, science, and love / Richard Dawkins 
  2. *: Çamur zıp zıpı’ nın hikayesini yazmaya çalışıyorum 2 gibisinden başlıklı bi postum var -idi orada deyindiydim fil fantesisine.

girişteki alıntılar şurdan >>> Gaps in the Mind 

“If knowledgeable people keep quiet, it only helps those who spread nonsense” (Aykut Kence, quoted in Koenig (2001)

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 392 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: